Değerli Basın Mensupları ve Kıymetli Kamuoyu,
Son dönemde bazı eğitim kurumlarında, öğretmenlik mesleğinin saygınlığı ve tarafsızlığı ile bağdaşmayan; öğrencilere belirli bir siyasi görüşün empoze edilmeye çalışıldığına dair iddialar ve gözlemler gündeme gelmektedir. Eğitim, bir ideolojik dayatma alanı değil, hür düşüncenin ve bilimin merkezidir. Bu nedenle, sınıf içinde yapılan siyasi telkinlerin yasal, pedagojik ve etik sınırlarını hatırlatmak zaruri hale gelmiştir.
1. Yasal Zorunluluk:
Devlet Memuru Tarafsız Olmak Zorundadır
Anayasamız ve 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 7. maddesi uyarınca; devlet memurları siyasi partilere üye olamaz ve herhangi bir siyasi partinin, kişinin veya zümrenin yararını/zararını hedef tutan davranışlarda bulunamazlar. Sınıfı bir siyasi propaganda alanına çevirmek, sadece meslek etiğine değil, doğrudan Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına aykırıdır. Bu ihlallerin karşılığı, mevzuatımızda “Devlet memurluğundan çıkarma” cezasına kadar uzanan ağır disiplin yaptırımlarıdır.
2. Pedagojik İhlal:
Öğrencinin Zihinsel Özgürlüğü Gaspedilemez
Eğitim bilimi (Pedagoji) açısından, öğretmenin sınıftaki otoritesini bir görüşü dayatmak için kullanması, öğrenci üzerinde kurulan bir psikolojik baskıdır. Öğrencilerimiz, okullara birer siyasi nefer olarak değil; analiz yapabilen, eleştirel düşünen ve kendi kararlarını verebilen özgür bireyler olarak yetişmek üzere gönderilmektedir. Bir öğretmenin “ne düşüneceğini” dikte etmesi, öğrencinin bilişsel gelişimine vurulmuş bir darbedir.
3. MEB Mevzuatı ve Meslek Etiği
1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu, eğitimin amacını; demokrasi bilincine sahip, hür düşünceli bireyler yetiştirmek olarak tanımlar. Okullar, toplumun her kesiminden gelen öğrencilerin ortak paydasıdır. Siyasi kutuplaşmanın sınıf içine taşınması, okul iklimini zehirlemekte ve farklı görüşteki öğrencilerin dışlanmasına, dolayısıyla eğitimde fırsat eşitliğinin bozulmasına neden olmaktadır.
Hürriyetçi Eğitim Sen olarak, eğitim kurumlarının her türlü siyasi ajandadan ayrı tutulması gerektiğini savunuyoruz. Öğretmenlerimizin asli görevi, müfredat çerçevesinde bilimsel ve nesnel bilgiyi aktarmaktır. Hiçbir öğrenci, not kaygısı veya öğretmen otoritesi altında bir siyasi görüşü kabullenmeye zorlanamaz.
Milli Eğitim Bakanlığını bu tür ihlallere karşı denetim mekanizmalarını işletmeye; eğitimcilerimizi ise meslek yeminlerine sadık kalarak, sınıflarda sadece bilimin ve sağduyunun sesini yükseltmeye davet ediyoruz.
Eğitimde ideolojik baskıya hayır, özgür ve bilimsel düşünceye evet!
Saygılarımızla.
Uğur BAŞAR
Hürriyetçi Eğitim Sen
İstanbul 3 Nolu Şube Başkanı