Bir çocuğun tanıdığı ilk otorite anne ve babasıdır. Nokta.
Bu otorite evde kurulmamışsa, okulda da kurulmaz; toplumda da…
Sonra herkes şikâyet eder…
“Öğretmen söz geçiremiyor”, “Çocuk kurallara uymuyor”, “Gençler sorumsuz.”
Oysa sorun dışarıda değil, aynadadır…
Bugün birçok anne-baba, çocuk yetiştirdiğini sanıyor; oysa çocuklarını yönlendiremiyor…
Sınır koymaktan korkan, “hayır” demeyi beceremeyen, çocuk üzerinde otorite kurmaya sabır gösteremeyen, işin kolayına kaçan, çocuğuyla arkadaş olmaya çalışan ebeveyn profili hızla yayılıyor.
Sonuç mu? Otorite tanımayan, kurala direnen, sorumluluk almayan bir nesil…
Şunu açıkça söylemek gerekir:
Otorite kuramayan anne-baba, etkili anne-baba değildir ve ebeveynlik görevini yerine getirememektir…
Burada otoriteyi nasıl anladığımız da önemli…
Otorite, baskı değildir. Sınır koyabilmektir, rehberlik etmektir, güvenli bir çerçeve sunmaktır, sabır ve zaman ister ve de zordur.
Otorite, sevgisizlik değildir…
Ama otoritesizlik de sevgi değildir. Her istediği yapılan çocuk mutlu değil; yönsüzdür.
Sınır tanımayan çocuk özgür değil; güvensizdir.
Anne- baba otoritesi oluşturulmamışsa, evde kural yoksa, çocuk kuralsızlığı normal zanneder.
Tüm otoriteleri reddeder. Sonra okula gider, öğretmeni yok sayar. Kurala karşı gelir. Disiplini reddeder. Sorumluluktan kaçar, planlı ve düzenli olamaz, başarılı bir eğitim ve öğretim hayatı olmaz. Akranlarıyla ve çevresindekilerle sağlıklı iletişim kuramaz, sağlıklı sosyal bir çevre edinemez.
Ve bedelini yaşamı boyunca başarısızlıkla öder.
Bu bir tesadüf değil, sonuçtur.
Peki, sağlıklı anne ve baba otoritesi nasıl nasıl sağlanır?
Önce net kurallar konur. Bugün var, yarın yok olan kurallar otorite değil, karmaşa üretir.
Sonra tutarlılık gelir. Anne “olur” baba “olmaz” diyorsa, çocuk anne-babayı değil, boşluğu yönetir, otorite çocuğun kendisi olur.
Ortak duruş şarttır. Ebeveynler arasındaki çatlak, çocuğun oyun alanıdır.
Ve en önemlisi: Örnek olmak…
Çocuk söyleneni değil, gördüğünü yapar.
Kural isteyen ama kurala uymayan ebeveynin otoritesi sıfırdır.
“Hayır” demekten korkan ebeveyn, çocuğunu hayata hazırlayamamıştır. Her isteğe boyun eğmek, çocuk sevgisi değil, ebeveyn acizliğidir.
Çocuk, her şeyin mümkün olmadığını öğrenmek zorundadır. Bu öğrenme evde olmazsa, hayat çok daha sert öğretir.
Ceza değil, sonuç öğretmek gerekir. Yanlış davranışın bir karşılığı olmalıdır. Aksi halde çocuk sorumluluk duygusu geliştiremez. Sorumluluk bilinci olmayan birey de ne kendine ne topluma fayda sağlar.
Gerçeği kabul edelim:
Bugün çocuklara koyulmayan sınırların bedelini yarın sadece siz ve sizin çocuğunuz değil toplum ödüyor.
O yüzden mesele “Çocuğum beni sevsin” meselesi değil, “Çocuğum iyi ve doğru yetişsin” meselesidir.
Sevgiyle ama şımartmadan kararlı kurulan otorite, çocuğun geleceğine yapılan en ciddi yatırımdır. Otoriteyi kuramayan anne-baba, çocuğun bugünüyle değil; yarınıyla ilgili büyük bir ihmalkârlık içindedir.
Unutmayalım ki…
Birey için ilk okul, evdir. İlk öğretmenleri, anne ve babasıdır.
Bu yüzden çocuk yetiştirmede düğmeyi baştan yanlış iliklememek için etkili anne ve baba eğitimi de şarttır. En küçük yerleşim birimleri de dahil olmak üzere devlet kontrolünde “Anne Baba Okulları” açılmalıdır.
Kadriye Demirel
Eğitimci Yazar