ELEŞTİRİNİN SINIRI VE SORUMLULUK AHLAKI « Kamudan Ajans

SON DAKİKA

ELEŞTİRİNİN SINIRI VE SORUMLULUK AHLAKI


Eleştiri, özü itibariyle bir inşa ve ihya faaliyetidir; bir eksikliği tamamlamayı, bir hatayı onarmayı ve hakikate bir adım daha yaklaşmayı amaçladığı müddetçe insani ve fikri bir değer taşır. Bu süreçte niyet, bir pusula vazifesi görür. Eğer bir tenkit, muhatabına yeni bir perspektif kazandırma gayesiyle yapılıyorsa, yıkıcılığından arınarak dönüştürücü bir güce, dolayısıyla toplumsal gelişimin en temel yakıtına dönüşür.

Ancak eleştiri, kendi ahlaki sınırlarını aşarak bir amaç olmaktan çıkıp karanlık ajandaların “aracı” haline dönüştüğünde, o asil değerini süratle yitirir. Bu savrulma hali, hakikati arama çabasının yerini bir tahakküm kurma ve itibarsızlaştırma operasyonuna bırakmasıdır. Araçsallaşmış bir eleştiri artık bir “değerlendirme” değil, bir “saldırı” formudur. Kendi varlık sebebine ihanet eden bu yaklaşım, yapıcı potansiyelini kaybederek geriye sadece yıkıntı bırakan bir retoriğe mahkûm olur.

Tarihsel Tekerrür ve Operasyonel Tenkit

Bugün bürokrasi ve siyaset zemininde, eleştirinin “hakikati gösteren ayna” misyonundan saptırılarak birer operasyon aparatına dönüştürüldüğüne şahitlik ediyoruz. “Ailem” dizisi üzerinden Milli Eğitim Bakanlığı ve özellikle Sayın Yusuf Tekin’in hedef tahtasına oturtulması, bu durumun somut bir örneğidir. Kuşkusuz, bizler de söz konusu dizinin yapım süreci ve ortaya çıkan fotoğraf üzerinden Sayın Bakan’a yönelik yapıcı eleştirilerimizi sunduk. Lakin mesele, dizideki özensizlik konusunu çoktan aşmış; doğrudan Sayın Bakan’ı  itibarsızlaştırmayı amaçlayan tehlikeli bir sürece evrilmiştir.

Bu manzara bizlere, sabık Milli Eğitim Bakanlarımızdan Ömer Dinçer dönemini hatırlatmaktadır. Sayın Dinçer döneminde, Milli Güvenlik derslerinin kaldırılması ve “Andımız” gibi statükonun topluma hiza vermek için kullandığı ritüellerin sonlandırılması gibi devrim niteliğinde adımlar atılmıştı. Belki çok daha köklü sorunlar çözülecekti; ancak o günlerde iyi niyetle yapılan eleştiriler, ülkeyi esaret altına almak isteyen mahut kesimlerin gizli operasyonlarına zemin teşkil etmişti. Netice ise hepimizin malumudur.

Sonuç: Sahip Çıkma Mesuliyeti

Son bir haftadır yaşananlar, tarihin tekerrür etmekte olduğunu göstermektedir. Sayın Yusuf Tekin’in durduğu yerin yerli ve milli karakteri tartışma götürmez bir gerçektir. Milli eğitimde, “fetret dönemi” sonrası yakalanan bu inşa fırsatının heba edilmemesi elzemdir.

Tenkit ve öneri hakkımızı her daim mahfuz tutmakla birlikte; eleştirinin bir imha silahı olarak kullanılmasına müsaade etmemek, ilkesel bir duruşun gereğidir. Bu nedenle, yerli ve milli eğitim davasının akamete uğramaması adına Sayın Bakan’a sahip çıkmak, bir sorumluluk ahlakı meselesidir.

 

İdris ŞEKERCİidrissekerci@kamudanajans.com
Atama, Bağ-Kur’lu, bağkur, başvuru, borçlanma, ÇALIŞAN, Cumhurbaşkanlığı, dairesi, Danıştay, disiplin cezaları, Döviz, EĞİTİM, emekli, emekli sandığı, emeklilik, enflasyon, Esastan İptal Kararı, flaş, flaşhaber, Güncel, gundem, İçişleri Bakanı, işçi, işveren, izin, kamu, Kamudan, koşullar, KPSS, maaş, MEB, mebhaber, memur, memur haber, memur haberleri, mevzuat, Milli Eğitim Bakanlığı, Milli Savunma, ödeme, Ödemeler, Öğretmen, okul müdürleri, okullar, Otomobil, Ötv, para, para iadesi, politika, prim iadesi, Resmi Gazete, sağlık, Sağlık Bakanlığı, Sayıştay, SGK, son dakika, sorgulama, Sosyal Güvenlik Kurumu, sosyal güvenlik merkezi, ssk, Şube Müdürlüğü, taşeron, Ticaret Bakanlığı, toplu, toplu para, Twitter, yargıtay, yerleştirme sonuçları, yüz yüze eğitim, zam haberleri