Mehmet Demirel Hükümete ve Memur-Sen’e seslendi

Sağlık Liyakat-Sen Genel Başkanı Mehmet Demirel; kamu işçisi ile memur arasındaki 22 bin TL’lik uçurumu rakamlarla deşifre ederek Hükümete ve Memur-Sen’e seslendi: “Eğer bu durumu anlatamıyorsanız, biz davet edilmemiz halinde Hükümete de, siyasilere de bu tabloyu tek tek anlatmaya ve çözüm sunmaya hazırız!”

Sağlık çalışanlarının gür sesi Sağlık Liyakat-Sen’in Genel Başkanı Mehmet Demirel, 2026 yılı Şubat ayı itibarıyla sağlık kurumlarındaki reel gelir farkını ve bozulan iş barışını belgeleriyle ortaya koydu. Demirel, ücret adaletsizliğinin yardımcı hizmetliden ebesine, hemşiresinden teknik personeline kadar tüm sistemi bir domino etkisiyle çökerttiğini vurguladı.

“Kavga Değil, Hak Ettiğimizin Karşılığını İstiyoruz”

Ücret dengesizliğinin toplumsal bir çatışmaya dönüştürülmemesi gerektiğini belirten Demirel: “Bizler kamuoyundan bir memur-işçi kavgası istemiyoruz. İşçi kardeşimizin aldığı ücret 2026 yılı Türkiye şartlarında olması gereken seviyededir. Bizim derdimiz işçi kardeşimizin maaşıyla değil; aynı koridorda, aynı risk altında omuz omuza çalıştığımız halde memurumuzun yoksulluğa terk edilmesiyledir. Bizler işçinin maaşında gözü olan değiliz; bizler emeğin, alın terinin karşılığının alınmasının mücadelesini veriyoruz. Rakamlar yalan söylemez: Bugün bir temizlik işçisi kardeşimizin brüt yevmiyesi 2.730 TL’den aylık 81.919 TL’ye ulaşmaktadır. Sosyal yardımlar ve ikramiyelerle birlikte eline geçen ortalama tutar 84.000 TL’dir. Peki, 11/1 kadrosundaki bekar bir Yardımcı Hizmetli memurumuz ne alıyor? Sadece 62.000 TL! Aradaki fark tam 22.000 TL’dir.”

“Hükümete ve Siyasilere Çağrı: Gerçekleri Biz Anlatalım!”

Bu adaletsizliğin domino etkisi yaparak tüm sağlık kadrolarını vurduğunu ifade eden Demirel: “Bu maaş adaletsizliği; Yardımcı Hizmetlisinden memuruna, memurundan teknik personeline, teknik personelinden sağlık memuruna, ebesinden hemşiresine kadar herkesi olumsuz etkiliyor. Memur-Sen bu olaya böyle bakmalı; çünkü yetkili olan odur!  Memur-Sen ,   eğer Hükümete bu durumu tam olarak analiz edemiyorsa, bizler davet edilmemiz halinde Hükümet yetkililerine ve tüm siyasilere bu kanayan yarayı tek tek anlatmaya, teknik verilerimizle sunum yapmaya hazırız. Bu tablo artık görmezden gelinemez! Çözüm nettir: Tüm memurların taban aylıklarına 10.000 TL seyyanen zam ve üzerine yapılacak %15 yüzdelik zam artık kaçınılmazdır

📊 2026 ŞUBAT AYI REEL GELİR KARŞILAŞTIRMA TABLOSU
Ödeme / Hak Kalemi Kamu İşçisi (Sürekli İşçi) Sağlık Çalışanı (Emsal Memur) Fark / Mağduriyet
Toplam Net Gelir 84.000 TL (İkramiye Dahil) 62.000 TL (Teşvik ve Taban  Dahil) 22.000 TL Uçurum
Yol Yardımı VAR YOK Memur Cebinden Ödüyor
Gece Çalışma Farkı Zamlı Ödeniyor Sadece 70 TL Emeğe Saygısızlık
İkramiye 10 Yılda Bir 1 Maaş İkramiye VAR YOK Kıdem Değersiz
Yıllık İzin Durumu Tam Maaş (Kesinti Yok) 12 Gün Üzeri Mali Ceza (Kesinti Var) İzin Kullanamıyor
“Görünmez Tehlike: Laboratuvar ve Radyolojideki Risk Adaletsizliği”

Sistem içinde akla ve mantığa sığmayan bir ayrımcılığa tanıklık ettiklerini belirten Demirel: “Laboratuvarlar: Risk; laboratuvarın kapısındaki tabelada değil, o tüpün içindeki kandadır! Acil laboratuvarda çalışan ‘riskli birim’ farkı alırken, yan odadaki Merkez Laboratuvar personeli neden mahrum bırakılıyor? Virüs, kapıdan girerken kimlik mi değiştiriyor? Bakteri, birimin adına göre mi bulaşma etkisini yitiriyor? Radyoloji: Aynı adaletsizlik radyoloji servislerinde de yaşanmaktadır. Röntgen, Tomografi, MR veya anjiyo ünitelerinde çalışan meslektaşlarımızın maruz kaldığı risk, sadece ‘birim adı’ ile sınırlandırılamaz! Radyasyonun ve virüsün ‘mesai saati’ veya ‘oda numarası’ yoktur! Bu teknik ve vicdani hatadan derhal dönülmeli; ‘Riskli Birim Ödemesi’ tüm laboratuvar ve radyoloji çalışanlarına ayrım gözetilmeksizin, anasının ak sütü gibi helal bir hak olarak teslim edilmelidir!”

“Teşvik Oranlarındaki Gizli Hak Gaspı: Resmi Yazıyla İlk İtirazı Biz Yaptık!”

Sağlık Bakanlığı’nın 2025 yılındaki düzenlemesine dair gerçekleri açıklayan Demirel: “Sağlık Bakanlığı, Mayıs 2025’te çalışma barışını bozan bir düzenlemeye imza atmıştır. Devlet hastanelerinde sağlık çalışanlarının ödeme oranını %34’ten %24’e, Ağız ve Diş Sağlığı Merkezlerinde ise %25’e düşürmüştür. Personelden kesilen bu paylarla hekimlerin oranı %70’ten %78’e çıkarılmıştır.

Hekim dışı sağlık personelinin emeğinin değersizleştirildiği bu ‘oran operasyonuna’, resmi yazı ile yasal zeminde ilk itirazı eden sendika Sağlık Liyakat-Sen’dir! Şimdi soruyoruz; yetkiliyim diyen sendikaların bu hak gaspı karşısında neden sesi çıkmıyor? Neden bu haksızlığa dilsiz kalıyorlar? Sorun o kadar büyük ki; sivil toplum kuruluşları artık ‘ben’ duygusundan kurtulup gerçek ‘saha sendikacılığına’ yönelmelidir.”

“Siyaset Sendikacılığı ve Sendikal Özgürlük”

“4688 Sayılı Kanun açıkça memurun sendika seçme özgürlüğünü korur. Ancak sahada, siyasi referansla koltuk sahibi olan bazı yöneticilerin, kendi sendikalarına üye olmayan personele mobbing ve sürgün tehdidi uyguladığını görüyoruz. Sendikal tercih, memurun namusudur! Devletin gücü bir sendikanın arka bahçesi gibi kullanılamaz. Ayrıca, işçiler e-Devlet üzerinden saniyeler içinde üye olabilirken, memurlar neden hâlâ kağıt formlarla boğuşuyor? Memurun sendika üyeliği de artık dijitalleşmelidir.”

“Sosyal Yaralar: Kreş, Okul ve Barınma Sorunu”

“Sahadaki en büyük sosyal yaramız, mesai saatleri ile okul saatleri arasındaki uçurumdur. Biz 08:00’de görev başındayken, ilkokul 1. sınıfa giden evlatlarımız 09:20’ye kadar okul kapılarında sahipsiz kalıyor. Bu durum yöneticilerin inisiyatifine bırakılamaz; esnek mesai hakkı yasal güvenceye alınmalı ve tüm hastanelerde 7/24 kreş imkanı zorunlu hale getirilmelidir. Ayrıca büyükşehirlerde görev yapan memurlarımız için piyasa şartlarına uygun ‘Memur Kira Yardımı’ derhal başlatılmalıdır.”

“Engelli Hakları ve Gelecek Güvencesi”

Engelli Hakları: “Engelli meslektaşlarımıza fiziksel koşullara uygun öncelikli lojman hakkı ve mobbingden uzak bir çalışma ortamı lütuf değil, adalettir.”

Emeklilik Sandığı: “Sağlık çalışanı emekli olduğunda yoksulluğa terk edilmemelidir! TSK’da OYAK, emniyette POLSAN ne ise, Sağlık Bakanlığı bünyesinde de bir Sosyal Yardımlaşma ve Emeklilik Sandığı  kurulmalıdır.”

Sağlık Liyakat-Sen Genel Başkanı Mehmet Demirel, açıklamasını şu sözlerle noktaladı: “Biz fildişi kulelerinden talimat yağdıran değil; çalışanın elini sıkan, liyakatle o makama gelmiş yöneticiler istiyoruz. Bazı yöneticilerin kapıları sonuna kadar açıkken, çalışanlara maalesef kapalı tutulmasını kabul etmiyoruz.