Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda İstanbul depremiyle ilgili dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
Bektaş, İstanbul’daki deprem riskinin sadece fay hattının üreteceği deprem büyüklüğüne indirgenmesinin eksik ve yanıltıcı olduğunu vurguladı.
HAVZA, DEPREMİN ETKİSİNİ ARTIRIYOR
Ana Marmara Fayı’nın aletsel dönemde 1963 ve 2025 yıllarında ürettiği 6 ve üzeri büyüklükteki depremlerin, fayın gerçek kaynak potansiyeline işaret ettiğini belirten Bektaş, Silivri ile İstanbul arasında uzanan genç doğu-batı yönlü havzanın deprem etkisini ciddi biçimde artırdığına dikkat çekti
HASAR DÜZEYİ 7’NİN ÜZERİNE ÇIKIYOR
Bektaş’a göre bu havza yapısı nedeniyle İstanbul’da
- zemin büyütmesi,
- rezonans,
- dalga odaklanması
gibi etkiler ortaya çıkıyor ve bu durum, daha düşük büyüklükteki depremlerin bile hasar düzeyini 7 ve üzeri ölçeğe taşımasına neden olabiliyor.
“BÜYÜKLÜK, HASARA EŞİT DEĞİLDİR”
Paylaşımında “Deprem büyüklüğü, deprem hasarına eşit değildir” ifadesini kullanan Prof. Dr. Bektaş, 1509 ve 1766 yıllarında meydana gelen tarihsel İstanbul depremlerinin (M7+) fayın gerçek kaynak deprem büyüklüğünü doğrudan yansıtmadığını da belirtti.Uzmanların uzun süredir vurguladığı bu uyarı, İstanbul’da deprem riskinin yalnızca büyüklük üzerinden değil, zemin ve yerel jeolojik koşullar dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini bir kez daha gündeme getirdi.