İstanbul depremi tartışmaları 17 Ağustos 1999’dan bu yana Türkiye’nin en çok konuştuğu başlıklardan biri olmayı sürdürüyor. Marmara Denizi, Kuzey Anadolu Fayı, büyük İstanbul depremi ve deprem olasılığı hesapları üzerine farklı senaryolar ortaya atılırken, Jeoloji Yüksek Mühendisi Beytullah Saraç, GZT’ye yaptığı açıklamada yıllardır gündemde olan birçok tezin aynı fay modellerine dayandığını söyledi.
Saraç’a göre kamuoyunda sıkça dile getirilen yüzde 48, yüzde 60 gibi oranlar doğrudan deprem tahmini değil, belirli büyüklüklerde deprem meydana gelme ihtimallerine ilişkin istatistiksel hesaplamalar. Bu nedenle söz konusu rakamların kesinlik taşıyan veriler gibi değerlendirilmesinin doğru olmadığını belirtti.
İstanbul depremi tartışmasında dikkat çeken itiraz
Saraç, Marmara Denizi’ndeki deprem senaryolarının temelinde fayların konumuna ilişkin yorum farklılıklarının bulunduğunu ifade etti. Özellikle İstanbul için sıkça gündeme getirilen bazı fay modellerinin jeolojik gerçeklikle örtüşmediğini savunan Saraç, Kuzey Anadolu Fayı’nın Marmara içerisindeki devamı konusunda farklı bir görüş ortaya koydu.
Saraç’a göre uzun yıllardır kamuoyunda dillendirilen bazı büyük deprem senaryoları, Kuzey Anadolu Fayı’nın Adalar Fayı üzerinden devam ettiği varsayımına dayanıyor. Ancak kendisi bu yaklaşımın doğru olmadığını, Adalar Fayı’nın aktif bir devamlılık göstermediğini ve Marmara içerisindeki ana hareketin farklı bir güzergâhta sürdüğünü düşünüyor.
“Tarihsel depremler yeniden okunmalı”
Marmara depremi ve İstanbul depremi tartışmalarında tarihsel kayıtların önemine dikkat çeken Saraç, 1766 ve 1894 depremlerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Saraç, özellikle İstanbul açıklarında etkili olan bazı fayların geçmişte yeniden kırıldığını belirterek, bu nedenle sürekli dile getirilen “aynı segmentin yeniden büyük deprem üreteceği” yaklaşımına temkinli yaklaştığını ifade etti.
Ona göre Marmara Denizi içerisindeki fay sistemleri tek bir yapı gibi değerlendirilmemeli, her segment kendi deprem geçmişi ve hareket karakteriyle ayrı ayrı incelenmeli.
Malatya için işaret ettiği fay farklı
Son dönemde Malatya depremi ve Doğu Anadolu Fayı yeniden gündeme gelirken Saraç, Malatya açısından en dikkat çekici yapının doğrudan Malatya Fayı olduğunu söyledi.
Buna karşın 6 Şubat Kahramanmaraş depremleri sonrasında Malatya Fayı üzerinde belirgin bir hareketlenme gözlenmediğini belirten Saraç, daha dikkat çekici riskin Pütürge ile Sivrice arasındaki kırılmamış bölümde bulunduğunu ifade etti.
Bu segmentte yaklaşık 6 büyüklüğünde bir deprem potansiyeli bulunduğunu söyleyen Saraç, bölgedeki risk değerlendirmesinin bu çerçevede yapılması gerektiğini kaydetti.
Doğu Anadolu Fayı için farklı değerlendirme
Doğu Anadolu Fayı konusunda da dikkat çeken açıklamalarda bulunan Saraç, 6 Şubat 2023 depremlerinin fay zonunun çok büyük bölümünü etkilediğini söyledi.
Saraç’a göre Doğu Anadolu Fayı üzerinde felaket boyutunda yeni bir deprem üretebilecek uzun segmentlerin büyük kısmı kırılmış durumda. Ancak bazı küçük bölümlerde orta büyüklükte deprem üretebilecek potansiyel tamamen ortadan kalkmış değil.
Özellikle Sivrice depremi ile 6 Şubat depremleri arasında kalan bazı kesimlerde eksik enerji boşalımı bulunduğunu belirten Saraç, burada 6 büyüklüğü civarında depremlerin gündeme gelebileceğini ifade etti.
Adana’da ‘yeni fay oluştu’ iddiası doğru mu?
Adana depremi sonrasında gündeme gelen “yeni fay” ve “stres birikimi” tartışmalarını da değerlendiren Saraç, bölgede aktif deprem üretebilecek fayların bulunduğunu söyledi.
Saraç’a göre Adana’nın kuzeyindeki fay sistemleri tek parça kırılmaları halinde 6 ila 6,5 büyüklüğünde deprem üretme kapasitesine sahip.
Ancak geçmişte ortaya atılan ve Doğu Anadolu Fayı’nın Adana üzerinden devam ederek Kıbrıs’a uzandığını savunan bazı modellerin 6 Şubat depremleri sonrasında destek bulmadığını belirten Saraç, bölgedeki deprem tehlikesinin mevcut aktif faylarla sınırlı değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Simav ve Sındırgı hattı için uyarı
Son aylarda art arda meydana gelen depremler nedeniyle gündeme gelen Simav Fayı hakkında da değerlendirmelerde bulunan Saraç, riskin yalnızca Simav merkezle sınırlı olmadığını söyledi.
Simav, Demirci ve Sındırgı hattını kapsayan geniş fay zonunun Ege açılma tektoniğinin önemli parçalarından biri olduğunu belirten Saraç, bu bölgede 6,5 ila 6,7 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeli bulunduğunu ifade etti.
Saraç’a göre son dönemde yaşanan Sındırgı depremleri de bu sistemin hareketliliğinin bir göstergesi niteliğinde.
Asıl dikkat çektiği adres Yedisu Fayı oldu
Türkiye’de deprem beklenen bölgeler sıralamasında en dikkat çekici değerlendirmeyi ise Yedisu Fayı için yapan Saraç, Kuzey Anadolu Fay Zonu üzerinde uzun süredir kırılmayan en önemli parçanın Erzincan ile Karlıova arasındaki bu segment olduğunu söyledi.
Yaklaşık 300 yıldır büyük kırılma yaşanmayan Yedisu Fayı’nın Kuzey Anadolu Fayı’nın deprem üretme periyodu açısından kritik bir noktada bulunduğunu belirten Saraç, bölgede 7,2 ila 7,4 büyüklüğünde deprem potansiyeli gördüğünü ifade etti.
Bununla birlikte olası bir Yedisu depreminin, 6 Şubat Kahramanmaraş depremlerindeki kadar geniş bir yıkım alanı oluşturmasını beklemediğini belirten Saraç, bunun en önemli nedenlerinden birinin bölgenin zemin özellikleri olduğunu söyledi.
Bir sonraki büyük deprem için dikkat çektiği bölge
Saraç, Türkiye’deki üç temel deprem kaynağını Kuzey Anadolu Fayı, Doğu Anadolu Fayı ve Ege açılma sistemi olarak sıraladı.
Kuzey Anadolu Fayı üzerinde Yedisu segmentinin öne çıktığını belirten Saraç, Ege Bölgesi’nde ise özellikle Denizli-Aydın ve Denizli-Manisa arasında uzanan bazı fay sistemlerinin yakından takip edilmesi gerektiğini ifade etti.
Saraç’a göre önümüzdeki dönemde dikkatlerin yalnızca Marmara’ya değil, Ege Bölgesi’ndeki aktif faylara da çevrilmesi gerekiyor.