Ceberut Ali Yalçın Yönetiminin Hukuka Saygısızlığı « Kamudan Ajans

SON DAKİKA

Ceberut Ali Yalçın Yönetiminin Hukuka Saygısızlığı

Yargının kapısından kovulan usulsüzlüğü, istifa bacasından içeri sokmak, hangi “erdemli hareketin” kitabında yazar? Bir sendikanın namusu, üyesinin alın terinden kesilen aidatların kuruşuna kadar hesabını verebilmektedir.


40 ayda 3 seçim… Hem de ikisi olağanüstü… Sebep üyelerin talebi mi, yoksa şartların zorlaması mı? Bu sorunun cevabı, sendikanın bugün geldiği noktada saklı. Erdem, şeffaflık ve hesap verebilirlik iddiasıyla kurulan yapıda; seçimlerin “olağanüstü hâl refleksi” hâline gelmesi, en azından izaha muhtaçtır. İstifaların “fedakârlık”, koltuğun korunmasının ise “istikrar” olarak sunulması; üyelerin aklıyla alay etmektir.

 

Sendikalar koltukların değil, üyelerin omuzlarında yükselir. Aidatla dönen her yapının en temel yükümlülüğü ise hesap verebilirliktir. Sandık, hukuki ya da idari sıkışmışlık anlarında açılan bir “kaçış kapısı” değildir. Seçim, meşruiyet üretme aracı değil, irade beyanıdır.

 

Yönetimden çekilenlerin sustuğu, kalanların ise “vazgeçilmez” ilan edildiği her yapı; zamanla kendi meşruiyetini tüketir. Merhum Mehmet Akif İnan’ın “soylu öfkesinden” beslenen o koca çınar, ne yazık ki Eğitim-Bir-Sen Diyarbakır 1 No’lu Şube’de “şube başkanı kurnazlığına” kurban edilmek üzere…

 

Yargı kararı tepelerine bir balyoz gibi inince koltuğa sıkı sıkıya yapış; ama yanındaki yönetimden 5 asil ve 5 yedeği, yani on dava(!) arkadaşını birer “hukuk savar” gibi denize at; “feda mangası” gibi istifa namlusunun ucuna sür…

Kendin “Kaptan” olarak gemide kal, ama geminin batmaması hikâyesiyle tayfalarını el birliğiyle denize at. Üstelik bunu da “demokrasi mücadelesi” ambalajıyla pazarla!

 

Yargının kapısından kovulan usulsüzlüğü, istifa bacasından içeri sokmak, hangi “erdemli hareketin” kitabında yazar? Tabi ki Eğitim-Bir-Sen Diyarbakır 1 No’lu Şubenin “Hukuktan Kaçışın El Kitabında”…

 

Bu bir istifa değil; yargıya çekilen bir “operasyon”, hukuka karşı sergilenen bir “orta oyunu”… Üyeye karşı yapılan cambaza bak üçkâğıdı… Akif İnan’ın “Erdemli Hareket” dediği koca çınarı, mahkeme kapılarında köşe kapmaca oynanan bir çocuk parkına çevirme…

 

“Mescid-i Aksa’yı gördüm düşümde” diyen bir kurucunun yolundan gittiğini iddia edip; rüyasında sadece “şube koltuğunu” gören, kâbusunda ise “iş mahkemesini” karşılayan bu zihniyet; sendikacılık değil, olsa olsa “hukuki illüzyonistlik” peşinde.

 

Bu teşkilatın harcı olan 150 delegenin iradesi, sizin kişisel ikbal oyunlarınızda birer “padişahım çok yaşa” figüranı mıdır?

 

Canınız sıkıldıkça seçim kararı almak, hukuk sizi her köşeye sıkıştırdığında sandığı bir “kaçış tüneli” olarak kullanmak, üye, delege ve bu teşkilata yapılan en büyük hakarettir.

 

Bir sendikanın namusu, üyesinin alın terinden kesilen aidatların kuruşuna kadar hesabını verebilmektedir. Ancak Diyarbakır 1 No’lu Şube’de gördüğümüz tablo; mali denetimden kaçış, bir “mali illüzyon” laboratuvarında denetimsizlik, hesap vermezlik planı üzerine kurulu…

 

Sendika kasası, başkan ve adamlarının şahsi ikbal fonu ya da hülle operasyonlarının finans kaynağı mı oldu? Sendikayı gelecek planlarına basamak yapan “Stratejik Dehaya” soruyoruz:  Madem ortada bir “hak arayışı” var, neden en önde siz yoksunuz ve siz istifa etmiyorsunuz?

 

Bu sendika sizin siyaset hayallerinizin sıçrama tahtası olmayacak…

 

Şubeyi, Diyarbakır eğitim camiasında iş bilmez, yetkisiz hale getiren, yalan ve algılarla iş yürütme gafletinde olan bu zihniyet; sırtını yasladığı yerlerden daha güçlü bir güç merkeziyle irtibata geçince de sırtını yasladıklarını da harcayacaktır.

 

Perde kapandığında sahnede tek başınıza kalacaksınız; ama o koltukta değil, bu kurguladığınız komedinin enkazında! “Hukuku ‘baypas’ etmek için istifa neşterini kullananlar, aslında kendi meşruiyetlerini kesip atmışlardır. İstifa neşteriyle kestiğiniz şey yol arkadaşlarınız değil, sendikanın şeffaflık damarıdır.

 

Şunu unutmayın ki; mahkemeler “iptal” eder, ancak tarih ve vicdanlar sizi “mahkûm” eder. Bu muvazaalı tiyatroda perde elbet kapanacak; 8 yıllık zulme dayalı güç gösterisi; 8 saatte yerle yeksan olacak… Kirlenmiş Zihniyet, muhkem irade ve vicdanlara yenilecek…

 

Mahmut Akdoğan

 

Kaynak: https://x.com/makdogan0202/status/2012153019702378927?s=46&t=VDeFcZTp6zTNgu-O4f4d2Q

Atama, Bağ-Kur’lu, bağkur, başvuru, borçlanma, ÇALIŞAN, Cumhurbaşkanlığı, dairesi, Danıştay, disiplin cezaları, Döviz, EĞİTİM, emekli, emekli sandığı, emeklilik, enflasyon, Esastan İptal Kararı, flaş, flaşhaber, Güncel, gundem, İçişleri Bakanı, işçi, işveren, izin, kamu, Kamudan, koşullar, KPSS, maaş, MEB, mebhaber, memur, memur haber, memur haberleri, mevzuat, Milli Eğitim Bakanlığı, Milli Savunma, ödeme, Ödemeler, Öğretmen, okul müdürleri, okullar, Otomobil, Ötv, para, para iadesi, politika, prim iadesi, Resmi Gazete, sağlık, Sağlık Bakanlığı, Sayıştay, SGK, son dakika, sorgulama, Sosyal Güvenlik Kurumu, sosyal güvenlik merkezi, ssk, Şube Müdürlüğü, taşeron, Ticaret Bakanlığı, toplu, toplu para, Twitter, yargıtay, yerleştirme sonuçları, yüz yüze eğitim, zam haberleri