SÖZDE DEĞİL ÖZDE İTİBAR İÇİN 5 EKİM MUHASEBESİ « Kamudan Ajans

SON DAKİKA

 SÖZDE DEĞİL ÖZDE İTİBAR İÇİN 5 EKİM MUHASEBESİ


Dün 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günüydü. Bir günü süslü cümlelerle geçiştirip, ertesi gün öğretmeni kendi derdiyle başbaşa bırakan toptancı anlayışların aksine bizler, 5 Ekim’i bir kutlama günü değil; mesleki itibarın, alın terinin ve sahadaki gerçeklerin muhasebe günü olarak görüyoruz.

Bizim medeniyetimizde öğretmen; bilgi aktaran bir tekniker değil, insanı şekillendiren, öğrencisine rol model olan ve onlara istikamet çizen bir maarif davasının mimarıdır. Ancak kabul etmek gerekir ki; mimarın zihni geçim derdiyle, ailevi kaygılarla ve idari belirsizliklerle meşgul edilirse, o maarif binasını sağlam temeller üzerine inşa etmek güçleşir.

Bugün öğretmen odalarında konuşulan, her biri doğrudan çalışma barışını ve mesleki huzuru etkileyen temel meseleler, tam da Eğitim-Bir-Sen’in çözüm odaklı projeksiyonunun merkezinde yer almaktadır:

Bölünmüş Aileler, Zedelenen Aile Birliği

Bir öğretmenin zihnen ve kalben sınıfına odaklanabilmesinin ilk şartı, evinde ve ailesinde huzuru bulmasıdır. Mazeret tayinlerinde, özellikle eş durumu nakillerinde yaşanan aksamalar ve il/ilçe emri uygulamalarındaki dönemsel tıkanıklıklar ve eşitsizlikler, yüzlerce öğretmeni ailesinden kilometrelerce uzakta bırakmaktadır. Aile birliğini korumak Anayasal bir hak ve sosyal devletin asli görevidir. Öğretmeni eşiyle, çocuğuyla buluşturamayan bir istihdam politikası sürdürülebilir olamaz.

 

Zamanlama Hatası İle  Körüklenen Norm Kadro Meselesi

 

Norm kadro cetvellerindeki katılık yetmezmiş gibi, seçmeli derslerin belirlenme süreci ile norm kadro güncelleme takvimi arasındaki kronik zamanlama hatası sahadaki krizleri derinleştirmektedir. Ders seçimleri ile norm belirleme süreçlerinin eş güdümlü yürütülememesi; öğretmenlerimizin yapay ders saati düşüşleriyle bir anda “boşta kalma” veya re’sen atama tehdidiyle yüzleşmesine neden olmaktadır. Ders saatlerindeki bu idari uyumsuzluk yüzünden yıllardır emek verdiği okulundan koparılma riski yaşayan öğretmenlerimizin mesleki güvencesi artırılmalı; norm kadro yönetmeliği sahanın esnekliğini ve gerçekliğini esas alacak şekilde güncellenmelidir.

 

Yönetici Görevlendirmelerinde  Akademi Zorunluluğu

 

Yönetici görevlendirme süreçlerinde (EK-1 / EK-2) yaşanan aksaklıkları daha önce defaatle dile getirdik, uyardık ve çözüm yollarını gösterdik. Ancak bugün sahanın karşı karşıya olduğu tek sorun değerlendirme kriterlerindeki dengesizlikler değildir. Yönetici atamalarının genel müdürlükler bazında anlamsız kısıtlamalara tabi tutularak esnekliğin yok edilmesi, kurumlar arası tecrübe aktarımının önüne set çekmektedir. Daha da vahimi, hâlihazırda yöneticilik görevini yürüten ve sahada rüştünü ispat etmiş arkadaşımıza her atama döneminde adeta baştan “akademi eğitimi” zorunluluğu getirilmesi, bürokratik bir angaryadan ibarettir.

 

Alım Gücü, Ekonomik Haklar ve Mesleki İtibar

 

Öğretmenlik Meslek Kanunu ile atılan adımların sahadaki karşılığı artırılmalı; kariyer basamakları sistemindeki gayrı adil durum revize edilerek ekonomik eşitsizlikler giderilmelidir. Enflasyon karşısında eriyen alım gücü, ek ders ücretlerindeki yetersizlik ve okulların bütçe imkânsızlıkları doğrudan öğretmenin ve yöneticinin sırtına yük olmaktan çıkarılmalıdır. Öğretmenin itibarını korumanın ilk yolu, onu ekonomik olarak müreffeh bir seviyeye taşımaktır.

 

Sınıftaki Huzursuzluktan Okulda Güvenliğe Bitmeyen Kanayan Yarımız “Öğretmene Şiddet”

 

Eğitim kurumlarımızda giderek tırmanan şiddet olayları, artık sadece münferit birer asayiş vakası olmaktan çıkmış, doğrudan mesleki onurumuzu ve hayat hakkımızı tehdit eder boyuta ulaşmıştır. Sınıfın ve okulun güvenliğini sağlayamadan, öğretmenin can korkusuyla derse girdiği bir ortamda nitelikli bir eğitimden bahsetmek imkânsızdır. Yasal düzenlemeler caydırıcı yaptırımlarla derhal tahkim edilmeli; “öğretmene kalkan el, geleceğe kalkmıştır” anlayışıyla okullarımızda gerekli tüm güvenlik tedbirleri tavizsiz şekilde hayata geçirilmelidir. Öğretmenimizi şiddetin hedefi haline getiren toplumsal ve idari ihmaller silsilesine son verilmesi şarttır.

Biz Eğitim-Bir-Sen olarak; öğretmen odası ziyaretlerimizi ucuz polemiklerin, başkalarının yanlışları üzerinden prim yapma kolaycılığının bir alanı kılmadık, kılmayız. Başkasının eksiğini avlamayı değil, kendi insanımızın hakkını aramayı mücadele ilkesi edindik.

 

5 Ekim vesilesiyle bir kez daha ifade ediyoruz:

Eğitim çalışanlarının sorunları çözümsüz değildir. Yeter ki niyet sahici, yaklaşım adil, irade kararlı olsun. Bizler sahadan aldığımız birikim doğrultusunda kamuoyu ile paylaştığımız raporlarımızla, müzakere masalarındaki tavizsiz duruşumuzla öğretmenimizin hakkını ve hukukunu savunmaya; kendi hikâyemizin hakkını vermeye ve örgütlü gücümüzle yol yürümeye devam edeceğiz.

 

Geleceği inşa eden tüm öğretmenlerimizin 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü’nü tebrik ediyor; yarınlarımızın bugünden daha iyi olacağı günler temenni ediyoruz.

 

Atama, Bağ-Kur’lu, bağkur, başvuru, borçlanma, ÇALIŞAN, Cumhurbaşkanlığı, dairesi, Danıştay, disiplin cezaları, Döviz, EĞİTİM, emekli, emekli sandığı, emeklilik, enflasyon, Esastan İptal Kararı, flaş, flaşhaber, Güncel, gundem, İçişleri Bakanı, işçi, işveren, izin, kamu, Kamudan, koşullar, KPSS, maaş, MEB, mebhaber, memur, memur haber, memur haberleri, mevzuat, Milli Eğitim Bakanlığı, Milli Savunma, ödeme, Ödemeler, Öğretmen, okul müdürleri, okullar, Otomobil, Ötv, para, para iadesi, politika, prim iadesi, Resmi Gazete, sağlık, Sağlık Bakanlığı, Sayıştay, SGK, son dakika, sorgulama, Sosyal Güvenlik Kurumu, sosyal güvenlik merkezi, ssk, Şube Müdürlüğü, taşeron, Ticaret Bakanlığı, toplu, toplu para, Twitter, yargıtay, yerleştirme sonuçları, yüz yüze eğitim, zam haberleri