Dün bir okulda yaşanan kelimelerle tarifi mümkün olmayan, izahı yapılamayan,boğazımızı düğüm düğüm eden , yüreğimizi sızım sızım sızlatan yine yeni bir vaka yaşandı.
Çok değil bir haftaya unutulur.
Bize, ne oldu, neler oluyor? İlk değil, belli ki son da olmayacak. Şimdi herkes öfkeli,kızgın, kaygılı sözlerle bu olayı konuşuyor. Veliler, öğrenciler, öğretmenler, yöneticiler vs,
vs… Suçlu arıyorlar. Gerçi suçlu yakalandı. Ama suçlunun suçlusunu arıyorlar. Kim? Ailediyorlar, sosyal medya diyorlar, arkadaş çevresi diyorlar, sistem diyorlar, okul diyorlar.
Hangisi peki? Biri mi, hepsi mi?
Sebep ne olursa olsun, kim olursa olsun çocukların çocukları öldürdüğü gerçeğinideğiştirmiyor? Emanetimiz, geleceğimiz birbirini öldürüyor; nefretle, öfkeyle, kinle.
Şimdi şapkamızı önümüze koyalım. Bu çocuklar aile ortamında eksik yetiştirilmiş olabilir. Yön verilmemiş olabilir. Analar, babalar eğitimsiz, cahil olabilir. Mümkündür. Peki, okullar bu eksikleri gidermekte, bu çocuklara yönlerini buldurmakta bu kadar mı etkisizdir.
Evet her şey ailede başlar. Eğitimin temeli ailedir. Ezber edilmiş cümleler. Okul ne işe yarar?
Günde sekiz saatini okulda geçiren çocuğa sadece öğretim mi yapılır? Okullar ne zamandır ilim, irfan, edep, terbiye yuvası olmaktan çıktı, çıkarıldı?
Sabah öğretmenler odasında tüm öğretmenler dün yaşanan olayı yorumluyorlardı.
Herkes bir şey söylüyordu. Ama herkes. Öğretmenler bu yaşananların neresindeydi? Ne kadar sorumluydu?
Hadi şimdi burayı yoralım biraz ve yorulalım. Her şey gibi öğretmenler de modern çağın değişiminden nasibini aldı. Modern öğretmenler olduk. Daha ben merkezli öğretmenler… Öğretmenlik masa başı memurluk zihniyetine büründüğünden beri bazı şeyler rayından çıktı. Dersine gir çık, maaşını, ek dersini al, salla başını anlayışına ( yani salla başını al maaşını) evrildi. Meslek ahlakı yerle yeksan oldu. Öğretmenlerin büyük bir kısmının okula(
! ) bu da değişti işe gelirken ki tek amaçları ders programlarının istedikleri şekilde olması, az ders almak ve ders biter bitmez sınıftan çıkıp lüks arabasına atlayıp her nereye gidecekse oraya gitmek olunca işler sarpa sardı. Evde anlaşılamayan, görünmez olup gölge gibi yaşayan
çocuklar okulda da görülmez olunca kayboluverdiler. Sonra kimi elinde tabancayla kimi bıçakla görünür oldular. Can aldılar, katil oldular. Hangisine yanalım?..
Boğazımızdan geçirdiğimiz her bir lokmanın hesabını nasıl vereceğiz bilemiyorum.
Öğretmenlik manadan maddeye döndü. Ruhunu kaybetti. Görev tanımını yeniden tanımladı öğretmen. Hal böyle olunca binbir emekle yetiştirdiğimiz, gözümüzden sakındığımız çocuklarımızı, gençlerimizi harcar olduk.
Bu işte kimse masum değil. Öğretmenler camiası da masum değil. Kral çıplak…
ELMAS Yazar