Türkiye’nin kalifiye eleman ihtiyacını karşılamada en kritik halka olan mesleki ve teknik eğitimde “beklenti ve gerçeklik” arasındaki makas açılıyor. EBSAM’ın yayımladığı “Mesleki ve Teknik Eğitimin Son On Yılı ve Geleceği” başlıklı analiz, 1,6 milyonu aşkın öğrenciye rağmen sistemin istihdam odaklı işlevini yitirme noktasına geldiğini belgelerle sundu.
MESLEKİ EĞİTİMİN PAYI GERİLİYOR
Türkiye’de nitelikli iş gücü yetiştirme çabalarına rağmen, mesleki ortaöğretimin genel tablo içindeki ağırlığı son on yılda yüzde 36’dan yüzde 31,5’e düştü. Bu oran, OECD ülkelerindeki yüzde 44‘lük ortalamanın bir hayli gerisinde kalıyor.
MEZUNLARIN %98’İ ÜNİVERSİTE YOLUNDA
Raporun en çarpıcı verisi ise mezuniyet sonrası planlarda gizli. Meslek liselerinden mezun olan gençler, piyasanın “usta/teknisyen” beklentisine yanıt vermek yerine akademik kariyere yöneliyor:
2023 Bilançosu: 334 bin mezunun 313 bini YKS’ye başvurdu.
2024 Bilançosu: 360 bin mezunun tam 352 bini üniversite sınavı için ter döktü. Veriler, meslek lisesi mezunlarının artık istihdama katılmayı değil, “üniversite kapısını aralamayı” temel öncelik haline getirdiğini gösteriyor.
MESEM’LERDE REKOR ARTIŞ, KALİTE SORU İŞARETİ
Türkiye gazetesinin aktardığına göre, Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) tarafında ise sayısal bir patlama yaşanıyor. 2016 yılında yalnızca 36 bin olan kayıtlı öğrenci sayısı, 2025 itibarıyla 420 binin üzerine çıktı. Ancak rapor, bu sayısal artışın kalite ve rehberlik hizmetleriyle desteklenmediği uyarısını yapıyor:
Velilere yönelik tanıtımlar yetersiz.
Sektör iş birlikleri “cazibe merkezi” oluşturacak düzeyde değil.
Öğrencilerin hukuki hakları daha güçlü güvence altına alınmalı.
ÖZEL SEKTÖR KATILIMINDA TÜRKİYE SONLARDA
Dünya örnekleriyle karşılaştırıldığında, Türkiye’de mesleki eğitimin finansmanında ve yönetiminde özel sektörün payı oldukça zayıf kalıyor.
OECD Ortalaması: %23
Türkiye: %6,4 Raporda, sanayicinin sadece “mezun bekleyen” konumdan çıkıp, süreci fonlayan ve yönlendiren bir yapıya kavuşturulması için acil teşvik çağrısı yapıldı.