KOPYACILARIN PEŞİNE DÜŞEN POLİSLERE NE OLDU? « Kamudan Ajans

SON DAKİKA

KOPYACILARIN PEŞİNE DÜŞEN POLİSLERE NE OLDU?

Bu haber 11 Ocak 2020 - 22:54 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Eski ÖSYM Başkanı Ali Demir’le ilgili hazırlanan iddianamede FETÖ’nün sınav sorularını nasıl çaldığı ve milyonlarca öğrencinin hakkına nasıl girildiği gözler önüne serilmişti.


Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, hazırlanan sınav sorularının, soru havuzundan çekilip matbaaya gönderilmek üzere “Sır cihazı” adı verilen kriptolu belleğe yüklendiği sırada ÖSYM’nin bilgisayarlarına kurulan “ProNMS ve Lumension” adlı programlar vasıtasıyla arka plana kaydedildiği tespit edilmişti. Bilgisayarların arka planına yüklenen soruların da kurumda görevli örgüt mensupları tarafından FETÖ’nün ÖSYM’den sorumlu imamı Bekir Şimşek’e ulaştırıldığı ortaya çıkmıştı.

İddianamede eski ÖSYM Başkanı Ali Demir hakkında skandal tanık ifadeleri de almıştı. 9 Temmuz 2012 Pazartesi ya da 10 Temmuz 2012 Salı günü sınavda gözetmen olan tanık S.Ö’nün evine giden Ali Demir’in olayı kapatmak için çaba gösterdiği belgelenmişti.

POLİS İFADELERİNDE NELER VAR?


T24’ten Tolga Şardan’ın aktardığına göre FETÖ’nün dağıttığı soruları alan adayın sınavda yakalanmasıyla birlikte başlatılan adli süreci, o dönem olaya el koyan emniyet görevlisi Sevil Atasoy, 2016’da savcılığa verdiği tanık ifadesinde özetle şöyle anlattı:

“Ankara Mali Suçlar Büro Amirliği’nde başkomiser olarak çalıştığım sırada 7 Temmuz 2012 tarihinde KPSS yapıldı. O gün öğle saatlerinde hatırladığım kadarıyla bana Nöbetçi Amirliği tarafından Balgat Endüstri Meslek Lisesi’nde kopya konusu olduğu bilgisi aktarıldı. Ben de o gün nöbetçi ekibin amir vekili olan Polis Memuru Cemal Doğan’ı arayarak bahse konu okula gönderdim.

Akabinde o gün Mali Suçlar Büro Amiri olan Emniyet Amiri Ayhan Ertuğrul ile birlikte odada otururken okula giden Polis Memuru Cemal Doğan, beni öğle saatlerinde aradı ve okulda kopya konusunun olduğunu, bir şahsın üzerinde el yazısı ile hazırlanmış küçük kopya kağıtlarının olduğunu ve kopya içeriklerinin sınav sorularını ile örtüştüğünü söyledi.


DERSANE CEMAAT’İN ÇIKTI


Ben kendisine şahsın ne iş yaptığını sormasını istedim. Cemal Bey, sorduğunda telefondan şüphelinin Analitik Dershanesi’nde ya da okulunda öğretmenlik yaptığını duydum. Bunun üzerine Cemal Bey’e şahsın başkaları tarafından yönlendirilmesini engellemek amacıyla kimseyle görüştürmeden büroya getirmesini söyledim.

Bu sırada büroda internetten Analitik Dershanesi’nin durumunu sorguladım ve o zamanki Fethullah Gülen cemaatine bağlı olduğunu öğrendim. Durumu hemen yanımda bulunan Emniyet Amiri Ayhan Ertuğrul ile paylaştım. Kendisinin Fethullah Gülen cemaati üyesi olmadığını bilirim. Çünkü ben de bu cemaatin üyesi olmadığımdan dolayı sürekli birlikte sıkıntılar yaşardık ve birlikte oturup konuşurduk. Hatta bizim şubeden gitmemiz için birçok kez baskı yapıldı.

Ayhan Ertuğrul’a güvendiğim için kendisine “Cemaatçiler soruları çalmışlar, sakın bir yere gitmeyin, bunlar adli soruşturmayı sağlıklı yaptırmayabilirler, birbirimize destek çıkalım. İfade almaya geldiklerinde ben detaylı olarak ifadesini alırım, kimsenin hakkını kimseye yedirtmeyiz, kopya çeken varsa cezasını çekecek” dedim.

HEMEN İFADESİNİ ALIN


bu sırada bayan gözetmenin bilgi sahibi olarak detaylı ifadesini aldık. Gözetmen bayan da olayın basit bir kopya olayı olmadığını söyledi. Biz de bu nedenle bayanın detaylı olarak ifadesini aldık. Hatta bayan kendi çocuğunun da 2-3 yıldır sınava girdiğini ve kazanamadığını söyledi. Bir müddet sonra şüpheli, avukatı ve şube müdür yardımcısı Ertan Kaya birlikte büro amirliğine girdiler. Ertan Kaya, bize “Şüphelinin hemen ifadesini alın” dedi. Ben de ifade alma odasına şüpheliyi avukatı ile birlikte aldım. Amacım şüphelinin detaylı olarak kopya olayını deşifre edebilecek şekilde ifadesini almaktı.

İfade girişinde şüpheliye ne iş yaptığını sordum. Herhangi bir işi olmadığını söyledi, yani öğretmen olduğunu gizledi. Bunun üzerine ben de, yakalandığı ilk an öğretmen olduğunu söylediğini ancak şimdi neden öğretmen olduğunu gizlediğini sordum. “Ben öğretmen değilim” dedi. Daha sonra ifadeye geçtik. Olayı anlatmasını istedim. O da üzerinde çıkanların kendi karalama kağıtları olduğunu, sınavda verdiği cevapları bu kağıtlara yazdığını söyledi. Bu şekilde ifadesine geçtim, hemen akabinde bir soru hazırladım ve şahsa üzerinden çıkan kopya kağıdında sınavda çıkan soruların hemen hemen tamamını cevaplarının yazıldığı, ancak sınavın cevap anahtarında daha yarısında olduğunu, bunun karalama olamayacağını, bu kopya kağıtlarının kendisine kim tarafından verildiğini, olayı tam ve doğru olarak anlatmasını istedim, hatta etkin pişmanlık yasasından da faydalanabileceğini söyledim.

ODANIN KAPISI AÇILDI…


Bunun üzerine “Avukat ne diyorsa onu yazın” dedi. O esnada odanın kapısı açıldı, Ertan Kaya içeriye girdi. Beni dışarıya çağırdı “Sen boş ver neyi karıştırıyorsun, ifadeyi sen bırak Mustafa komiser alsın” dedi. Mustafa Güzel ise, büroya akademiden yeni mezun olarak atanan birisiydi ve böyle önemli bir olayda beni saf dışı bırakarak yeni mezun bir komiser yardımcısına ifade aldırttılar.

Amaçları bizim bu olayı aydınlatacağımızdan ve bu olayın üzerine gideceğimizden korkmalarıdır. Bu nedenle bizim cemaat karşıtı olduğumuz için bu duruma müsaade etmeyeceğimizi bildikleri için bu yola başvurdular. Ben odadan ayrıldıktan sonra Ayhan Ertuğrul’un yanına gittim. “Abi ifadeyi bana aldırtmıyorlar” dedim. O da bu duruma sinirlendi. Birlikte Ertan Kaya’nın odasına gittik. Ayhan Ertuğrul, Ertan Kaya’ya “Yaptığınız adaletsizlik, milletin hakkını yiyorsunuz, bu vebali nasıl ödeyeceksiniz, konuyu örtbas mı etmeye çalışıyorsunuz?” dedi.

DOSYADAN EL ÇEKTİRMEYE ÇALIŞTILAR


Ertan Kaya, bu durum karşısında biraz da mahçup bir şekilde “Yapacak bir şey yok” dedi. Ayhan Ertuğrul ile birlikte beni tamamen dosyadan el çektirmeye çalıştılar. Ben de bizzat kendim nöbetçi savcıyı aradım, kopya konusunu anlattım. Hatta şüpheli şahsın mevcutlu gitmesi için mücadele verdim. Ancak şüphelinin ifadesine müdahale etmemiz engellendi. Şüphelinin ifadesinin akşam saatlerinde bittiğini hatırlıyorum.

Daha sonra 9 Temmuz 2012 Pazartesi ya da 10 Temmuz 2012 Salı günü sınavda gözetmen olan bayan büroya geldi. Benimle görüşmek istediğini nöbetçi amirliğine söylemiş. Bu bayanla nöbetçi amirliği girişinde görüştüm. Şahıs bana “Şikâyetimden vazgeçebilir miyim?” diye sordu. Kendisine kamu görevlisi olduğunu, kesinlikle şikâyetinden vazgeçemeyeceğini söyledim. Benden bir suret evrak istedi. Evrak vermek istemedim ve evrakı adliyeye gönderdiğimizi söyledim.

ALİ DEMİR EVİNE GELDİ


Neden şikâyetinden vazgeçmek istediğini sordum. Bana “Dün ÖSYM Başkanı Ali Demir bizim eve geldi, ben kendisine sınav sorularının çalındığını düşündüğümü, hatta kızımın 3 senedir sınavı kazanamadığını, hakkının yendiğini söyledim” dedi. Bunların karşısında Ali Demir’in ne söylediğini sordum. Bana “Konunun münferit bir olay olduğunu, araştıracaklarını, olayı dallandırıp budaklandırmayın dediğini ve kızının bilgilerini istediğini” söyledi.

İnternette olayın hemen bir iki gün sonrasında ÖSYM Başkanı Ali Demir ile yetkili birimlerin ‘sınavda kopya olmadığına’ dair açıklamaları oldu. Zaten bu olayın hemen akabinde beni ve Ayhan Ertuğrul’u Mali Suçlar Büro Amirliği’nden gönderdiler. Bizi göndermekteki amaçları, bu tarzdaki önemli dosyaları görüp müdahale etmemizi istememeleridir. Bu tarihten sonra ben İnsan Ticareti Büro Amirliği’nde pasifize edilerek görev yaptım. Ayhan Ertuğrul’u da Narkotik Şube Müdürlüğü’ne verdiler.”